+90 324 613 9732 - 33

Sosyal Medyada Biz}

TARSUS

Tarsus Anadolu’nun Akdeniz’e açılan önemli kapılarından birisi.Türkiye’nin en büyük ilçesi olarak birçok ilden hem nüfus hem de coğrafya olarak daha büyük olan Tarsus, Adana ile Mersin’in tam ortasında ve ikisine de yaklaşık olarak aynı mesafede. Efsaneler, tarihi alanlar ve damak çatlatanlezzetlere bir de insanların güler yüzlü sıcaklığı eklenince bu kentte kendinizi bulmak için kaybolmak isteyeceksiniz.

BÜYÜLEYİCİ KÜLTÜREL MİRAS
Adı binlerce yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Tarsus tam bir açık hava müzesi. Gözlükule Höyüğü’nde 20 yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirilen kazılar kent tarihini M.Ö. 8.000’e kadar götürdü. Hititlerin Taşra, Asurların Tarzi olarak adlandırdıkları kentte yaşayan uygarlıkların izleri halen çok canlı. Gündelik yaşam içerisinde birsokaktan geçerken, bir caminin ya da hamamın sütunlarına bakarken kısacası her yerden tarih fışkırıyor burada.

Antik Çağ’da bir üniversite ve iki yüz bin kitaplık kütüphaneye ev sahipliği yapan kent, stoacı akımın ünlüfilozoflarını yetiştiren bir bilim ve felsefe merkezi haline gelmiş. Roma döneminde ise Anadolu’yu Kudüs’e bağlayan geçiş yolu üzerindeki konumuyla Doğu Akdeniz’in en büyük liman kenti olmuş. Beş kilometre kadar sürdüğü tahmin edilen antik yolun henüz sadece 150 metrelik bir kısmı açık.

TARİHİN ROMANTİK KAPISI
Roma’nın kudretli İmparatoru Julius Caesar’ın Tarsus’a dinlenmeye geldiği M.Ö 47 yılından altı yıl sonra M.Ö 41’de Mısır’dan çok önemli bir konuk gelir Tarsus’a. Yelkenleri erguvan renkli atlastan, kürekleri gümüş, gövdesi altın yaldızlı gemi kraliçe Kleopatra’yı getirdiğinde; sevgilisi Romalı komutan Marcus Antonius, güçlü surlarıylaünlü kentte onu karşılamaya hazırdı. Masmavi bir gökyüzünün altında Mısır kraliçesinin kente ayak bastığı rivayet edilen Tarsus’un girişindeki taş kemerli Kleopatra Kapısı bu mutlu buluşmanın anısını yaşatıyor.

İNANÇ VE EFSANELERİN KESİŞME NOKTASI
Tarsus adı antik metinlerde olduğu kadar semavi dinlerin kutsal metinlerinde de anılır. Semavi dinlerin kesişip buluştuğu Tarsus, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam dinleri açısından oldukça önemli bir kent.

ASHAB-I KEHF
Roma devrinde tek tanrı inancını savunan yedi genç, imparatorun hışmından korunmak için bir mağaraya sığınırlar. Mağarada Allah’ın bir mucizesi olarak üç yüz yılı aşkın bir süre uyurlar ve zalim imparatordan böylelikle kurtulurlar. Kuran-ı Kerim’de de anlatılan bu hadisenin yaşandığı yer olarak kaynaklar Tarsus’u işaret ediyor. Yörede yedi uyurlar mağarası olarak da bilinen Ashab-ı Kehf Mağarası yılın her günü yerli ve yabancı ziyaretçilerle dolup taşıyor.

MAKAM CAMİİ
M.Ö. 7.yüzyılda Babil Kralı Nebukadnesar (M.Ö 605-562) zamanında yaşayan Danyal Peygamber, İbranileri Babil sürgününden kurtaran peygamber olarak biliniyor. Tarsus’u kuraklık olan bir dönemde ziyaret edişi esnasında karşılaşılan bolluk ve bereket nedeniyle Babil’e dönmemiş, halkın ısrarı üzerine ölünceye dek Tarsus’ta yaşamış ve inanışa göre şimdiki Makam Camii’nin bulunduğu yere gömülmüş. Üç büyük dinin de kabul edip hürmet gösterdiği Danyal peygamberin gömüldüğü alanda kazı çalışmaları yürütülmekte. Makam Camii dışında Ulu Cami olarak da bilinen Cami-i Nur, Eski Cami ve Bilal-i Habeşi makamı da görülmeli Tarsus’tayken. Özellikle Ulu Cami içindeki insanlığı atası Hz.Adem’in oğlu Şit peygamberin, Lokman Hekim’in ve Bağdat’taki meşhur felsefe okulu Beyt ül Hikmet’in kurucucusu Abbasi Halifesi el-Memun’un da ziyaretgâhları görülebilir.

ST.PAUL KİLİSESİ
Hristiyanlığın en önde gelen isimlerinden St.Paul Tarsuslu. Adını taşıyan kilise günümüzde anıt kilise-müze olarak ziyaretçilere açık. Hemen yakınındaki St. Paul Kuyusu da en az kilise kadar dikkat çekiyor. Birçok Hristiyan hacının ziyaret ettiği önemli bir nokta olan St. Paul Kilisesi Tarsus’ta turizmi de olumlu etkiliyor.

DONUKTAŞ
Erken Roma dönemine tarihlenen yapı kalın duvarlarıyla ve özgün mimarisiyle fark ediliyor. Tapınak olarak inşa edildiği tahmin edilen yapının gerçekleştirilecek arkeolojik çalışmalarla daha kapsamlı ortaya çıkacağı kesin.

TOROSLARIN HAŞMETİ
Tarsus Çukurova’nın doğusunda, Arapça soğuk su anlamına gelen Berdan Çayı’nın kıyısına kurulmuş. Sırtını yasladığı Toros Dağları’nın kolları, üç bin metreyi aşan zirveleri, endemik bitki türleri, buzul gölleri ve özgün köyleriyle doğa ve macera turizmini sevenler için de zengin seçenekler sunuyor.

TARSUS BEYAZI

Bir Tarsusluya göre evrende en güzel üzüm, Tarsus Beyazıdır. Lakin son yıllarda onunda nesli tükenmeye başladı. Azalmasına rağmen Tarsus Beyazı yanında deri peyniriyle yapılacak bir kahvaltının yerini hiçbirşey tutmaz. Çok kaliteli ve tadı bambaşka olan bu üzüm Tarsus’un övünç kaynaklarından biridir.

TARSUS HUMUS YEMEĞİ

Humus Akdenizli bir meze ve yemektir. Daha da özelde Tarsus mutfağındandır. Her haliyle Türk mutfağına aittir. Ortadoğu mutfağına ait olduğunu söyleyenler de vardır. Bu görüşün sahipleri Suriye’de humus adlı bir şehir olduğundan yola çıkarlar. Son dönemlerde Avrupa ve Amerika’da da popüler ve cips eşlikçisi bir meze haline gelmiş olduğunu internetten öğrendik. Biz bu yemeği atalarımızdan öğrendik ve Türkiye’mize Tarsus’tan yayıldığını biliyoruz. Diğer yandan 2005 yılında da Humus Tarsus’a tescillenmiştir.

TARSUS CEZERYESİ

Cezerye, özellikle Tarsus bölgesinde yaygın Tatlı türü. Havuç, toz şeker, ceviz ve hindistan cevizinden yapılır. Adını, Arapça’da havuç anlamına gelen (Cezer; ???) kelimesinden alır. Rendelenen havuç önce haşlanır haşlandıktan sonra şekerle kavrulur. Üzerine hindistan cevizi; içine yer fıstığı ya da ceviz koyulur.